Rojin Kabaiş’e Sessiz, Narin Güran’a Seferber: Cengiz Çandar Kimi Temsil Ediyor?
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar son günlerde Narin Güran dosyası üzerinden yaptığı açıklamalarla yeniden gündemin merkezine yerleşti. Ancak kamuoyunda büyüyen tartışma Narin Güran davasından çok daha büyük bir soruya dayanıyor: Bir siyasetçi hangi acılara ses verir, hangilerine sessiz kalır?
Çünkü hafıza hâlâ canlı.
Gülistan Doku hâlâ kayıp.
Emine Şenyaşar yıllarca adalet nöbeti tuttu.
Taybet Ana’nın bedeni günlerce sokakta kaldı.
Kemal Kurkut’un dosyası hâlâ vicdanlarda kapanmadı.
Ceylan Önkol’un adı hâlâ unutulmuş değil.
Medeni Yıldırım’ın ölümü hâlâ hafızalarda.
Hasta tutuklular meselesi yıllardır çözüm bekliyor.
Kobani olaylarında yaşamını yitiren insanların aileleri hâlâ adalet talep ediyor.
Buna rağmen kamuoyuna yansıyan sosyal medya taramalarında ortaya çıkan tablo dikkat çekici. Emine Şenyaşar için 1 paylaşım, Rojin Kabaiş için 1 paylaşım, Taybet Ana için 1 paylaşım tespit edilirken; Gülistan Doku, Medeni Yıldırım, Bekir Kaya ve bazı diğer başlıklarda paylaşım bulunamadığı yönünde sonuçlar ortaya çıkıyor. Leyla Güven için sonuç bulunamazken, Kemal Kurkut, Berkin Elvan, Ceylan Önkol, hasta tutuklular ve Kobani’de yaşamını yitirenler konusunda da belirgin bir paylaşım yoğunluğu görülmüyor.
İşte insanları kızdıran nokta tam da burada başlıyor.
Çünkü mesele Narin Güran değildir.
Mesele bir ailenin acısı da değildir.
Mesele siyasetin hangi acıları büyüttüğü, hangi acıları ise görmezden geldiğidir.
Kürt kamuoyunun hafızasında derin iz bırakan onca olay, onca ölüm, onca adalet arayışı ortadayken bugün neden bütün enerjinin Narin Güran dosyasında toplandığı soruluyor.
Üstelik eleştiriler sadece bu dosyalarla sınırlı değil.
Yıllar boyunca çatışmalarda yaşamını yitiren insanlar oldu.
Onlarca cenaze kaldırıldı.
Sayısız taziye kuruldu.
Anmalar yapıldı.
Aileler yıllarca yas tuttu.
Buna rağmen bugün gösterilen ilginin ve görünürlüğün benzerinin neden o dönemlerde ortaya çıkmadığı sorgulanıyor.
Daha açık konuşmak gerekiyor:
Kürt halkının ortak hafızasında yer eden acılar söz konusu olduğunda görünmeyen bir siyasi hassasiyet neden bugün bu kadar görünür hale geldi?
Neden şimdi?
Neden özellikle bu dosya?
Neden Gülistan Doku için değil?
Neden Emine Şenyaşar için değil?
Neden Kemal Kurkut için değil?
Neden Ceylan Önkol için değil?
Neden yıllardır çözüm bekleyen onlarca toplumsal yara için değil?
Bu sorulara bugüne kadar ikna edici bir cevap verilmiş değil.
Dahası, Türkiye’nin son yıllardaki en büyük siyasi yargı süreçlerinden biri olan Selahattin Demirtaş dosyası yıllarca ülke gündeminde kaldı. Avrupa mahkemelerinin kararları açıklandı, uluslararası çağrılar yapıldı, geniş bir siyasi tartışma yaşandı. Bugün Narin Güran dosyasında görülen yoğun ilginin benzerinin o süreçlerde neden görülmediği de kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Kimsenin bir ailenin acısıyla problemi yok.
Kimsenin adalet arayışına itirazı yok.
Fakat insanların itiraz ettiği şey başka:
Kürt halkının yıllardır taşıdığı ağır toplumsal hafızanın geri plana itilmesi.
Adalet bekleyen onlarca dosyanın unutulması.
Gerçek gündemlerin konuşulmaması.
Bugün yükselen tepkinin özü budur.
Bu nedenle giderek daha fazla insan aynı soruyu soruyor:
Gülistan Doku’nun akıbeti belirsizliğini korurken, Emine Şenyaşar’ın adalet mücadelesi hafızalardayken, Taybet Ana unutulmamışken, Kemal Kurkut, Ceylan Önkol, Medeni Yıldırım ve daha onlarca dosya cevap beklerken neden siyasi gündemin merkezine özellikle Narin Güran dosyası yerleştiriliyor?
İnsanlar artık sadece açıklama değil, tutarlılık görmek istiyor. Çünkü siyasette söylenenlerden çok, hangi acıya ne kadar sahip çıkıldığı hatırlanıyor.
Jiyan Munzur
