Sisê’de Yıkılan Sadece Taş Değil, Toplumsal Hafızadır
Bir mezarın başında susan acıyı, hukuk ve vicdanla onarmak
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde, Sisê Köyü yakınındaki Şehid Olmuş gerilla mezarlarının yakın zamanda devlet tarafından yıkıldığı yönündeki yerel anlatımlar, yalnızca bölge halkının değil, bütün kamuoyunun dikkatle ele alması gereken ciddi bir iddiadır. Aktarılan bilgilere göre mezar alanlarında tahribat yaşanmış olabilir; ancak bu bilgilerin bağımsız, şeffaf ve güvenilir biçimde doğrulanması gerekir. İddialar kesinleşmiş resmî olgular gibi sunulmamalı, fakat doğrulanma ihtiyacı gerekçe gösterilerek ailelerin yaşadığı acı ve toplumun sorduğu sorular da görmezden gelinmemelidir.
Sisê Şehitliği ve çevresindeki mezarlar, yaşamını yitiren insanların geride bıraktığı hatıranın somut mekânlarıdır. Bir mezar taşı, yalnızca taş değildir. Bir ailenin vedası, bir annenin bekleyişi, bir kardeşin özlemi ve bir topluluğun geçmişle kurduğu bağ orada görünür hâle gelir. Bu nedenle mezarlıklara yönelik her türlü müdahale, hangi siyasi görüşten ya da toplumsal kimlikten olursa olsun, insan onuru ve yas hakkı bakımından son derece hassas bir mesele olarak değerlendirilmelidir.
Bu yazının amacı herhangi bir kişiyi hedef göstermek, doğrulanmamış bir suçlama kurmak ya da gerilimi artırmak değildir. Amaç; yerel anlatımlarda dile getirilen yıkım iddialarının araştırılmasını, ailelerin bilgi alma ve yas tutma hakkının korunmasını, varsa hukuka aykırı uygulamaların ortaya çıkarılmasını ve mezar alanlarının usulüne uygun biçimde yeniden onarılması için barışçıl bir kamu iradesi oluşturulmasını istemektir.
Mezarlıklar yalnızca taş ve toprak değildir
Yerel anlatımlarda, Sisê Şehitliği yakınındaki bazı gerilla mezarlarının yakın zamanda yıkıldığı veya zarar gördüğü aktarılıyor. Bu anlatımların doğruluğu; yerinde inceleme, görsel kayıtlar, tanık beyanları ve ilgili kurumların resmî açıklamalarıyla ortaya konulmalıdır. Kamu otoritelerinin görevi, soruları geçiştirmek değil, kamuoyunun güvenini sağlayacak açık ve denetlenebilir bir süreç yürütmektir.
Çünkü mezarlıklar, çatışmaların ve siyasal ayrışmaların ortasında bile korunması gereken ortak insani alanlardır. Orada yatan kişilerin kimliği, düşüncesi veya geçmişi; geride kalanların yas tutma hakkını ortadan kaldırmaz. Bir mezarı görünmez kılmak, bir ailenin acısını da görünmez kılma riski taşır. Mezarların tahrip edildiği yönündeki her iddia bu yüzden yalnızca teknik bir imar veya güvenlik meselesi olarak ele alınamaz; insan hakları, hukuk ve toplumsal barış bağlamında incelenmelidir.
Yas hakkı evrenseldir. Ailelerin yakınlarının mezarına ulaşabilmesi, dua edebilmesi, anma yapabilmesi ve kayıplarının hatırasını koruyabilmesi temel bir insani ihtiyaçtır. Bu hakkın engellenmesi, toplumdaki kırılganlıkları derinleştirir. Buna karşılık, mezarlıkların korunması ve onarılması; acıları yarıştırmadan, farklı toplumsal kesimlerin hafızasına saygı göstererek ortak bir hukuk zemini kurabilir.
Kültürel miras kavramı da yalnızca eski yapıları veya tarihî eserleri kapsamaz. Bir toplumun yakın geçmişine tanıklık eden mezarlıklar, anma mekânları ve hafıza alanları da korunması gereken değerlerdir. Sisê çevresindeki mezar alanları hakkında ortaya atılan iddialar, bu yönüyle hem bugünün adalet anlayışını hem de gelecek kuşaklara nasıl bir hafıza bırakacağımızı ilgilendirmektedir.
Şimdi susma değil, sorumluluk alma zamanıdır
Bu konuda ilk sorumluluk, Lice’de ve Diyarbakır’da yerelde siyaset yapanlara düşmektedir. Belediyeler, siyasi partilerin il ve ilçe örgütleri, milletvekilleri, insan hakları örgütleri, barolar, kanaat önderleri ve ilgili kamu kurumları; birbirini suçlayan açıklamalarla yetinmemeli, ortak ve hukuki bir çalışma yürütmelidir. Siyasi farklılıklar, mezarlıkların korunması gibi temel bir insani konuda iş birliğine engel olmamalıdır.
| Atılması gereken acil adımlarMezar alanında bağımsız ve tarafsız bir yerinde inceleme yapılması.Ailelerin ve yerel tanıkların bilgisine başvurulması; bulguların tutanak altına alınması.Gerekirse barolar ve insan hakları örgütleri aracılığıyla hukuki başvurular yapılması.İlgili kamu kurumlarının, müdahalenin dayanağını ve sorumluluk alanlarını açıkça kamuoyuna bildirmesi.Zarar tespit edilirse mezarlıkların ailelerin ve uzmanların görüşü alınarak usulüne uygun biçimde onarılması.Ailelerle dayanışma kurulması ve güvenli, barışçıl anma hakkının güvence altına alınması. |
